İnceleme: Batman & Harley Quinn

DC Comics’in son animasyon filmi Batman ve Harley Quinn 15 Ağustos tarihinde yayınlandı. Hatırlarsınız haberini yapmıştık, Bruce Timm’in uzun zamandır kadın karakterleri gösteriş tarzı bu filmde de çok eleştirilmişti. Geçen sene çıkan The Killing Joke ve gelen eleştiriler ile filme biraz ön yargılı başlamadım desem yalan olur. Peki filmin sonunda dediğim şey ne oldu: Gerçekten ne gerek vardı Bruce abi?

bhq072529-1496168124849_1280w.jpg

Evet gerçek anlamda gereksiz olmuş. Sadece Harley Quinn ile Nightwing sahneleri ya da Harley’in üzerine yüklenen imaj değil. Bence film de çok gereksiz. Çünkü verdiği hiçbir şey yok. Ben çok da “Film dediğin ders vermeli.” kafasındaki insanlardan değilim. Film hiç bir ders  vermeden sadece o izlediğiniz süreyi güzelleştiren, keyif veren bir şey de olabilir ama Batman ve Harley Quinn filmi onu da yapmıyor. Bir iki tane Harley’in sözünden başka güldüğüm bir kısım olmadı. Komedi niye bekliyorsun, Batman aksiyonu ve dedektifliği izle derseniz ne yazık ki öyle bir sahne de yoktu. Başta Nightwing ve Harley Quinn karşılaşması güzel denilebilecek tek aksiyon sahnesiydi. Heyecan verici dövüş sahnesi de maalesef yazılmamış Batman’e. Final diyebileceğimiz Poison Ivy & Harley Quinn karşılaşması ise çok sıradan, yarın dahi hatırlamayacağım bir sahne.

the-batman-and-harley-quinn-animated-film-trailer-teases-an-playful-team-up-adventure-social.jpg

Eleştirilen kısmı ele alırsak eleştirilere katılıyorum. Evet, Warner Bros animasyon filmlerinin çocuklar için olmadığını bize yıllar öncesinden göstermişti. Bu yüzden “Aaa hayır kesinlikle öpüşme sahnesi veya fazlasını içeren sahneler kesinlikle barındıramaz.” demiyorum. Olması gereken yerde böyle sahneler gayet bulunabilir. Benim şikayet ettiğim kısmı başta dediğim gibi çok gereksiz olması. Hiçbir bağlayıcılığı olmayan öyle sahneleri koymanız aldığınız eleştirileri sonuna kadar haklı kılıyor. Harley’in de filmde ‘dediği’ gibi onu ‘fahişe’ gibi göstermeye çalışmanız karaktere de yapılmış hakaret bence. Harley’in iş bulma sıkıntısı çekmesi ve kıyafetine de duyduğu özlem ile “Superbabes” adlı seksi süper kahraman kıyafetli garson çalıştıran bir kafede çalışmasına tamam diyebilirim. Orada bir erkek tarafından rahatsız edilmesi sonucu saldırması da gayet mantıklı ve anlarım. Problem bunu gösteriş tarzınızda; kameranın açısı, zoom yapılan yerler olaydan çok sizin için görüntünün önemli olduğunu gösteriyor. Fan servis diyebileceğimiz bu hamleler gerçekten hayal kırıklığına uğratıyor. Çizgi roman severlerin Harley’in Nightwing’e yaptığı kısmen tacizi ve sonrasında gelişen olayları bir Nightwing aksiyonuna, Batman dedektifliğine ya da Harley’in çılgın ama tatlı hallerine tercih edeceğini sanmıyorum.

Bir diğer açıdan gerçekten o nasıl bir Nightwing? Harley’den etkilenmesi, arabada patates kızartması yiyip kola içmesi, barda dans etmesi dışında neyi vardı? Kusura bakmayın ama bir DC ve Nightwing seveni olarak Dick’in bu kadar salak ve işe yaramaz gösterilmesi hiç hoş değildi. Her ne kadar yeri gelince sempatik bir karakter olsa da.

batman-nightwing-and-harley-quinn-in-new-dc-animated-movie.jpg

Poison Ivy ve Harley Quinn sahneleri yetersiz olmasının dışında yine de gözüme en az batan kısımdı. Daha güzel yapılabilir miydi kesinlikle ama diğer saçmalıkların yanında bir nebze daha iyi durumdaydı.

Hikayeyi inceleyecek olursak Poison Ivy ve James Woodrue’nun insanları bitkiye çevirme amaçları makul ve mantıklıydı. Bu amaçla izledikleri yol da kötü değildi. Hikayenin batırdığı kısım kesinlikle finaliydi. Swamp Thing’in filme giriş şeklini de göz önüne aldığımızda sonucu onun getireceğini düşünüyordum. Onun yerine senaristler Alec’e sağlam çevreci konuşması olmayan birkaç söz söylettikten sonra “Bu benim vereceğim bir karar değil.” diyerek çekip gitmesini yazdılar. Şaka gibi geliyor kulağa değil mi? Burada James’in attığı kahkahayı ben de izlerken attım. Her şeyi buna bitkiler de dahil mahvedebilecek bir virüsü Batman, Swamp Thing’den daha çok önemsiyor.

maxresdefault.jpg

Gördüğünüz üzere film nerden tutsan elde kalıyor. Batman ile Harley’i aynı amaçta beraber çalıştırmak çok orijinal fikir değil. Batman: TAS’ı izleyenler çok iyi bilir, bu ekip ‘Harlequinade’ bölümde Joker’e karşı aynı şekilde oluşturulmuştu. Gereksiz dememin bir sebebi de bu bölüm. Bundan yıllar önce yapılan ve sadece 20 dakikadan oluşan bir yapım, bir filmden kat be kat daha fazlasını verebiliyor.

CADDE NOTU: 4/10

 

 

Reklamlar

İnceleme: Gotham City Garage

Gotham City Garage’ın çok farklı bir evrende yer alan ve DC’nin kadın karakterlerini ön plana koyan bir hikaye olduğunu yazmıştık. Gotham City Garage için heyecanlanmıştım, bu heyecanı kesinlikle hak etmiş. Çok farklı bir seri olacağını ve kesinlikle keyif verici olacağını tahmin ediyorum.

Hikayeye Wonder Woman ile başlıyoruz ama Diana bizim bildiğimizden biraz farklı. Robot polisler tarafından infaz edilmek üzere olan bir aileyi kurtaran Wonder Woman’ın gizemini ilk sayıda çözemiyoruz.

04

Ardından, Lex Luthor tarafından yönetilen kubbe altındaki bir şehre gidiyoruz. Bizi Kara Luthor karşılıyor! Garden şehrinin yönetim merkezlerinden birinde bulunan Kara Luthor bu ütopyanın bir parçası olsa da sürekli bir merak ve kuşku halinde sorular soruyor kendisine. Babasıyla karşılaştıktan sonra ise artık bir şeyden emin; bu dünyanın dışına çıkmalı ve neler olduğunu öğrenmeli.

Babasıyla karşılaşan ve kafası hayli karışık olan Kara, babasının söyledikleriyle de kafasındaki sorular hayli artar, üstüne onun gerçek kızı olmadığını öğrenir. Ardından Batman, Kara’nın babasını öldürür. Burada kendime sorduğum soru şu oldu; Batman Lex Luthor’un askerlerinden birine nasıl dönüştü? Bunu ileride açığa kavuşturacağız elbet ama şundan eminiz artık; bu ütopya’da işler oldukça karışık.

11

Babası öldükten sonra olay yerinden kaçan Kara; sorularına cevap aramaya başlar ve babasının dediği bir cümleyle bu çılgın yolculuğa çıkar. “Güneşe ulaş.” Bu cümlenin gizemini çözmeye çalışan Kara sonuçta cevaba ulaşır ve Garden kubbesini aşarak bu çılgın yerden çıkmayı başarır. Onu dışarıda karşılayan kişiler ise Harley Quinn, Catwoman, Silver Banshee ve Big Barda’dır!

21

Hikaye’nin en sevdiğim kısmı kadın karakterleri alışık olmadığımız şekilde merkeze alması olabilir. DC Comics, her zaman çok güçlü ve ilginç kadın karakterlere sahip oldu ancak solo ve Birds of Prey gibi seriler dışında onları ‘grup’ halinde pek fazla merkezine almadı. Gotham City Garage bu özelliği ile göze çarpanlardan. Çizimler ve renkler göze hoş geliyor, hikayeye giriş ve anlatım oldukça zevkli ve akıcı. Lex Luthor ütopyası ile daha önce de karşılaştık ancak buradaki durum biraz daha farklı. Justice League, Lex’i durdurmak için burada değil. Karakterleri ele alış şekli ve hikayesiyle okuması eğlenceli bir seri Gotham City Garage.

CADDE NOTU: 7/10

Nedir Bu ‘Sinematik Başka Dünya’ ?

Bu gece 02:00 sularında bu haberi duyurmuştuk sizlere. Orijin Joker filminin geleceği, filmin yazarlığını Todd Phillips ve Scott Silver’ın yapacağı ve yönetmenin ise Martin Scorsese & Todd Phillips ikilisinin olacağı açıklanmıştı.

Joker orijin filmi için Jared Leto dışında bir isim istiyor Warner Bros. Ayrıca filmin 1980’lerde geçeceği konuşuluyor. Bu ‘Sinematik Elseworld’ DC Comics için DCEU içine dahil edemeyeceği, karakterleri ayrı bir şekilde gösterme fırsatı ve tabi ki bolca gelir. Bu evrende Superman: Red Son, Batwoman yapımlarını da görme fırsatı bulabilirmişiz.

187.jpg

Burada niyetin Joker’i daha iyi tanıtma olmadığını hepimiz biliyoruzdur. Batman, Wonder Woman ve Superman’den sonra beyaz perde için halihazırda bir sinematik hayran kitlesine sahip olan Joker, gelir anlamında en uygun seçim olurdu ve oldu. Gerekli miydi? Elimizde önümüzdeki senelerde bolca göreceğimiz bir Joker varken yenisini sunmak biraz gereksiz. Alternatif evren kurma fikri güzel bir düşünce ancak bunu başka karakterler ile yapabilirsin. Şahsen her yerde Joker görmekten bıkan biri olarak filme karşı isteğim çok az. Sizin?

 

Zaten DC Sinematik Evreni için yeterince soru işareti vardı, bir de bu çıktı başımıza diye düşünen vardır ancak başka bir açıdan bakarsak önümüzdeki 5 sene içinde en az 7-8 çizgi roman filmi izleyeceğiz.

Karakter Dosyası #8 – Shazam Kimdir?

Shazam, Fawcott Comics şirketi altında 1939 yılında Bill Parker tarafından Captain Thunder adıyla yaratılan bir karakter. Aslında ilk olarak 6 farklı güce sahip olan 6 kahraman olarak düşünülse de daha sonra vazgeçilmiş. Kısmen. Daha sonra ise Fawcett Comics çizerlerinden birisi Captain Marvelous ismini öneriyor ve daha sonra bu isim kısaltılarak Captain Marvel ismiyle yoluna devam ediliyor.

Billy Batson’ın Mary Batson adında bir kız kardeşi var ve o da Mary Marvel adıyla anılır ancak New 52 döneminde karşımıza Mary Bromfield adı ile Billy’nin üvey kardeşi olarak çıkıyor.

Shazam’ın Temsil Ettiği Değerler

Injustice - Gods Among Us - Year Four _13 (2015) - Page 5.jpg

ÖZELLİKLERİ

1 – (S)üleyman’ın Bilgeliği : Süleyman’ın Bilgeliği, Shazam’a geleceği hissettirme yetisinin yanı sıra, 14 yaşındaki bir çocukta bulunabilecek kadar olgunluk verir. Konuşulmuş olan bütün dilleri bilir ve hayvanlar ile iletişim kurabilir.

2 – (H)erkül’ün Kuvveti : Adından da anlaşılacağı üzere Shazam çoğu yeri yakıp yıkabilir. Superman gibi tonlarca ağırlıktaki maddeleri kaldırabilir.

3 – (A)tlas’ın Dayanıklılığı : Atom bombası gibi güçlü silahlara karşı ve hatta güneşe bile belirli bir seviyede dayanıklılığı bulunur.

4 – (Z)eus’un Gücü : Gücünün kaynağı Wonder Woman gibi Zeus’dan gelir. Bildiğiniz gibi her (hep birlikte) SHAZAM! diye bağırışında özellikleri bir araya gelir. Bakalım sinematik evren içerisinde Wonder Woman, Zeus ve Shazam üçlüsü nasıl işlenecek. İzlemesi çok keyifli olacak. Billy Batson, nerede kaldın?

5 – (A)şil’in Cesareti : Çok olgun bir insan olmaması sebebiyle buna biraz deli cesareti de denebilir ancak her zaman ön safta olur kahramanımız Shazam!

6 – (M)erkül’ün Hızı : Tabii ki bir Wally West veya Bart Allen kadar hızlı değil ancak normal bir insandan çok daha hızlı olduğunu söylemek mümkün.

JLDWS.jpg

Yaratılmış en güçlü çizgi roman karakterlerinden olan Shazam, bana göre hak ettiği değeri görememiş olsa da mitolojik ve kişilik özellikleri ile eşsiz bir karakter.

Fawcott Comics (1939)

Orijin hikayesinde Billy Batson’ın ailesi Black Adam tarafından öldürülür. Aradan zaman geçer ve Batson hayatında devam eder. Çalışarak hayatta kalmaya çalışır. Bir akşam evine dönerken Shazam adlı bir büyücü tarafından kaçırılır. Gezegeni 7 farklı günahtan (Seven Deadly Sins) koruyan büyücü Shazam! güçlerini Billy Batson’a devreder ve Billy Batson; Captain Marvel adını alır.

Modern Köken (2011)

Bu dönem, Captain Marvel adı tarihe karışıyor. Billy Batson evlatlık olarak bir ailenin yanına veriliyor. Daha önce bazı hikayelerde de olan ‘Shazam Kids’ burada üvey kardeşler olarak gözüküyor. Billy New52 serisinde daha önceki halinden biraz daha sert bir yapıda. Bu sırada Shazam kusursuz birini arıyor, Billy ise böyle birinin var olmadığını söylüyor. Tüm eksiklerine rağmen içindeki iyilik Billy Batson’ı Shazam yapıyor!

Shazam’ın Ocak ayında 8 yıl aradan sonra başlayan bir serisi bulunuyor. Film ise 12 Nisan 2019’da vizyona girecek!

2017 Temmuz: Çizgi Roman Satış Rakamları!

Mayıs ve Haziran aylarının çizgi roman satış rakamlarını Mayıs-Haziran satış rakamları yazımızda paylaşmıştık hatırlarsanız. Sırada San Diego Comic Con’un damga vurduğu Temmuz ayının rakamlarında. Gelin geçtiğimiz ayda hangi hikayeler, kahramanlar çizgi roman satışlarıyla ön plana çıkmış bir bakalım.

Sıra Çizgi Roman Adı Çıkan Sayı Satılan Miktar
1 Dark Days The Casting 1 128,261
2 Astonishing X-Men 1 122,287
3 Batman 26 107,071
4 Batman 27 102,335
5 Secret Empire 6 85,887
6 Secret Empire 7 81,365
7 Star Wars 33 74,969
8 Deadpoll Kills Marvel Universe Again 1 74,006
9 Walking Dead 169 67,910
10 Spider-Men ll 1 67,362

 

 

İnceleme: The Defenders!

Merhaba. Yaklaşık 2 gün önce diziyi bitirdim ama dizi hakkındaki düşüncelerim tam oturmadı. Bende emin olana kadar yazmak istemedim ve şimdi 02.44’de tam karara vardım. İlk izlenim yazısını okuduysanız ‘bu dizi olmuş gibi görünüyor’ ifadesini kullanmıştım ancak diziyi tamamladıktan sonra hayal kırıklığım gün yüzüne çıktı. Spoiler dolu bir yazı olacak. 

DHdNQnkXcAARv5c.jpg

İlk izlenim yazısında karakterlerin diyalogları ve hikaye geçişlerinin geri kalan bölümler için umut verdiğini söylemiştim ancak 4. bölümden sonra umut yerini yavaş yavaş hayal kırıklığına bırakmaya başladı.

En büyük hayal kırıklığım Elektra tarafından geldi. Elektra’nın geri dönüşü sevindirici olsa da dizide kapladığı rol neredeyse Hand’den fazla. Özellikle Matt ile Elektra arasında yaşananlar tadında bırakılmalıydı. Ya Elektra hiç ölmeyecekti ya da hep ölü kalacaktı.

Diğer bir hayal kırıklığı ise Daredevil’ın ikinci sezonunda gördüğümüz ordunun yarısını bile göremedik dizide. Üstelik bütün hand üyelerinin bir arada olduğunu düşünürsek. Sürekli 20-30 kişilik bir dövüş yaşandı. Aksiyon anlamında tatmin etmedi.

ep-13-Elektra-tomb.jpg

Dizinin sevdiğim tarafları yok muydu? elbette vardı. Uzun bir aradan sonra Matt Murdock’ı görmek çok güzeldi. Aşırı özlemişim. Sadece Matt değil Jessica Jones’u ve tavrılarını da özlemişim.

En çok eleştirilen konulardan birine gelmek istiyorum; Iron Fist. Dizi ilk başladığı zaman Finn Jones’u çok eleştirmiştik rolü taşıyamıyor, aksiyon sahnelerini iyi yediremiyor diye. Donuk bakışları ve her ne kadar sempatik olsa da gereksiz dramatik havası da cabasıydı. Ancak The Defenders da rolünün üstüne koyan bir Iron Fist ve Danny Rand gördüm ben. Yeterli mi? Charlie Cox ve Krysten Ritter’ın oyunculukları ile karşılaştırınca yeterli değil ancak gelecek için birazcık umutlandım.

Benim için Mike Colter, Finn Jones’dan daha büyük hayal kırıklığı oldu. Luke Cage olarak izlediğimden beri Mike Colter’e alışamadım. Sürekli aşamadığı bir çizgisi varmış gibi geliyor bana. Tam şimdi rolü alıp götürecek dediğim anda ekranda kasılan bir aktör görüyorum. Aktörü severim, çok sempatik adam ancak Luke Cage olarak yeterli değil.

Gelelim Daredevil ve Iron Fist’e kök söktüren, insanların adını duyduğu anda intihar etmesine yol açan büyük Hand grubuna. Alexandra Reid karakterini Sigourney Weaver gibi usta bir oyuncuya emanet etmek çok iyi hamleydi. Rolünü iyi taşıdı, ne istediğini bilen güçlü kalmaya çalışan bir kadın gördüm ekranda. Ölüm şekli ise beni aşırı sinirlendirdi. Klişenin dibine vurularak Elektra tarafından öldürüldü. Resmen 4 IMDB puanlı Amerikan mafya filmleri gibi öldü koskoca Hand’in başı. Bu sahneyi kim yazdıysa aceleyle yazmış belli. Normalde bu tarz önemli karakterlerin ani ölümler izleyeni şok eder ve heyecan duymasını sağlar. Bunu yapabilirsin ancak bu kadar ucuz değil.

Sigourney-Weaver-as-Alexandra-in-The-Defenders.jpg

Ekibin geç toplandığı söyleniyor. O açıdan herhangi bir eleştiri getirmem doğru olmaz diye düşünüyorum. Her şeyin bu kadar sığdırılmaya çalışıldığı bir dizide belki de en doğru hamle ekibin yavaş bir şekilde araya gelmesiydi. Matt’in Jessica’nın avukatı olarak içeriye dalması, Danny Rand’in Luke Cage ile karşı karşıya gelmesi izlemesi keyifli sahnelerdi.

Dizide her karakterin solo sahnesinde arkaya verilen renkler çok hoştu. Renklerin canlılığı konusunda tatmin edici bir dizi oldu The Defenders. Luke Cage’in sahnesinde sarı, Matt Murdock da ise kırmızı tonlarını görmek çok güzeldi.

DHqdoS7XcAAsdCX.jpg

Son sahnesinde klişeyi iliklerime kadar hissettiğim The Defenders bir çok hatalı yanı olsa da kesinlikle kötü bir dizi değil. Marvel dizilerinde her dizi Daredevil ile karşılaştırılır. Şunu söyleyebilirim; her ne kadar bu 4 karakteri bir arada görmek keyif verici olsa da Defenders, Daredevil dizisinin yanına yaklaşamaz.

CADDE NOTU: 6.5/10

İnceleme: Dark Nights Metal #1

DC’nin uzun zamandır beklenen hikayesi Dark Nights: Metal geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Aylardır kapak görüntüleri, konsept resimler ile heyecanımızı körükleyen serinin ilk sayısının incelemesi ile karşınızdayım. Gelin önce hikayeyi anlatalım sonra da değerlendirme kısmına geçelim.

HİKAYE

Birbirinden güzel varyant kapakların ardından günümüzden 50.000 yıl öncesinde başlıyor sayı. Arka anlatım bize bir hikayeyi anlatacağını söylüyor. Hikaye topraklarımızda yaşamış Taş Devri’nden beri gelen muhteşem 3 kabilenin hikayesini anlatıyor. Kurt, Ayı ve Kuş kabileleri keşif rüyalarıyla yaşarken karanlık 4. bir kabile tam tersi bir hayal kuruyor. Bu kabilenin korkunç yükselişiyle Metal Devri başlıyor!

11RCO020

Bu ufak girişten sonra günümüze birliğin yanına geliyoruz. Justice League, Mongul’un karşısında arenanın ortasında dikiliyor. Batman’den öğrendiğimiz kadarıyla Mongul General Zod ile kavgasından sonra gözetim altındaydı fakat bir şekilde kurtulan Mongul kendisine yeni bir Savaş Ay’ı kurmayı başarmış. Bizim ekibin ise da buradan tek çıkış yolu arena’daki savaşı kazanmak.

1cw009.jpg

Birliğin üstünde gördüğümüz zırhlar Mongul’un bu gösterisinde nasıl yer aldıklarını açıklıyor. Superman’in üstündeki birkaç bin kırmızı güneş tozu içerirken, Flash’ın botlarında titreşim baskılayıcı alet yer alıyor. Zırhlarındaki bu ufak hileler ile kahramanlarımız gerçek bir dövüşe zorlanmış oluyorlar. Rakipleri ise Mongul’un köle olarak tuttuğu Toyman’in icatları olan Fulcum Abominus adlı makinalar.

1cw011

Tezahüratlar eşliğinde Fulcum adlı makinalar arenaya giriyor ve savaş başlıyor. League teknolojilerini hacklemekten tutun stratejik bir çok hamle yapsalar da zırhlarının engellemesi ile hiçbir şekilde makinelere üstün gelemiyorlar. Derken Batman kendi makinesinin ağzını açıyor ve içerde kendi logosu olan bir düğme görüyor. Düğmeye basan Batman metal canavarın içinden çıkan ipler ile sarılıyor. Kendi canavarlarına da aynı şeyleri yapmalarını söyledikten sonra ekip Batman’i dinliyor ve iplerle sarılı şekilde canavarların onları yemesine izin veriyorlar.

1cw015.jpg

Batman “Fulcum Abominus”un Toyman’in onlara verdiği Mongul’a karşı kullanabilecekleri bir ipucu olduğunu söylüyor. “Tek bir savaşçı” diye açıklayabildiğimiz ifade ile Justice League üyeleri içlerinde oldukları makineleri birleştirip tek bir vücut haline getiriyorlar. Böylece halkın istediği ama Mongul’un istemediği savaş başlamış oluyor ve bu Savaş Ay’ından kurtuluyorlar.

‘LET’S GIVE THEM WAR!’

1cw017.jpg

Ekip dünya’ya geri dönerken Alfred’in acil çağrısı ile Gotham’a gidiyorlar. Gotham’a ayak bastıklarında karşılarında etrafında şimşeklerin çaktıkları bir dağ görüyorlar. Bir enerji fırtınasından sonra şehrin orasında bu dağın belirdiğini anlatıyor Alfred. Hal dağdan yayılan enerjinin kaynağını bulamazken dağın kapısındaki logo Cyborg’un hiçbir taramasında karşılık bulmuyor.

1cw021

İçeride daha büyük bir enerji hisseden ekip dağın merkezine giriyor. Burada herhangi bir ipucu ararlarken onları Lady Blackhawk durduruyor. Uzun bir süredir Batman ile karşılıklı birbirlerini araştırdıklarını öğrendiğimiz Lady Blackhawk maskesini çıkarıp kendini Kendra Saunders olarak tanıtıyor. Birliği henüz gelmemiş fakat yüzyıllar önce planlanmış büyük bir istilayı anlatmak üzere çağırıyor. Böylece biz de onlarla birlikte hikayeyi dinlemek üzere Güney Afrika’ya gidiyoruz.

1cw024.jpg

Dünya’da bazı yerlerin çekirdekten gelen enerjiyi açığa çıkaran yerler olduğunu söylüyor: Dinozor Adası, Themyscira, Skartaris, Nanda Parbat ve şuan bulundukları yer Blackhawk Adası. Carter Hall veya Hawkman adlı bir detektifin yıllardır tarihle alakalı birçok araştırma yaptığını anlatıyor. Yıllar öncesinde Kendra ve Carter’ın reenkarnasyon döngüsüne girmelerine sebep olan Nth metali maruz kalanda ölümsüzlük, uçma, mistik görüş gibi birçok özellik kazandırabiliyor. Aynı zamanda bir çeşit enerji yayan metalin farklı bir kozmotolojiden geldiğine inanan Carter metalin kötülükten geldiğine ve kötülüğe liderlik edeceğine dair işaretler buluyor. Bunlara rağmen ekipler kuruyor ve cevaplar bulmak üzere diğer tarafa ziyarete gidiyor.

1cw025

Kendra ekibe Madde ve Anti-Madde sayesinde oluşan evrenlerin haritasını gösteriyor. Fakat Nth metalinden gelen enerji bu haritadaki hiçbir evrende yer almıyor. Hiçlikten enerji yayılamayacağını söyleyen Flash’a Kendra “Enerji Karanlık bir evrenden geliyor.” cevabını veriyor.

Yakın bir zamana kadar her şeyin Madde ve Anti-Madde’den oluştuğuna inanılırken astronotlar yeni 3. bir madde buluyorlar. Bu madde karanlık bir enerji yaymasının yanında insanların görüp hissedemediği şeyler de yaratmaya başlamış. Bu anlattıklarına kanıt olarak Carter ve ekibinin bir geziye çıktıklarını fakat bulabildikleri tek şeyin kötülüğün, kabusların çığlıkları olduğunu söylüyor. Bağlantı kopmadan önce Red Tornado ”Büyük Ejder” diye adlandırdığı karanlıktan beslenen bir canavar hakkında uyarıda bulunuyor.

1cw027

Bıraktıkları ipucular sayesinde araştırma yapan Kendra Karanlık dediği bu madde ile ilgili tarihin farklı yerlerinde farklı isimlerde birçok tasvir buluyor. En modern ismin Barbatos olduğunu söyleyen Kendra bu karanlığın takipçilerinin 5 metal parçası ile bir kahramana zırh oluşturduklarını anlatan bir efsane olduğu belirtiyor. Karşılarındaki bu muhteşem kötüden bahseden diğer kaynaklarda Barbatos ile birlikte Wagon kelimesinin de defalarca yer aldığını ve Wagon kelimesininde Wayne’in kökeni olduğunu açıklıyor. Ve böylece Kendra ve adamlarının silahları Batman’e yönelirken Kendra Carter’ın yaptığı hatayı yapmayacağını söylüyor. Bu sırada kapalı haldeki android Red Tornada büyük bir haykırış ve hortum ile uyanıyor. “O’na kapıyı açtın” diye bağıran Tornado sayesinde fark ediyoruz ki Kendra birliği oraya Batman’i tuzağa düşürmek için getirmiş.

1cw029.jpg

Bir dinozor’un sırtında oradan kaçan Batman Alfred’e almak için geldiği şeyi aldığını söylüyor ve oradan uzaklaşıyor. Bu sırada başta bulunan arka anlatım tekrar başlıyor. Hikayenin nasıl başladığını anlattıktan sonra nasıl biteceğini de anlatmaya başlıyor. Bitiş karanlıktan gelen bir ateşin gerçeklikte delik açmasıyla başlayacak. Karanlık enerji dünyaya yayılırken çoktan yolda olan karanlık bir orduda da dünyaya gelecek. Ve karanlık boynuzlara sahip bir tanrı Wayne ailesinin bir evladı olacak.

1cw031.jpg

Batman, League kısa bir süre oyalarken aldığı işaretleri inceliyor. Eğer ağır metal çekirdeğe sahip gezegenlere bakarlarsa gözden kaçırdıkları işaretleri bulacaklarını tahmin ediyor.

Arka planda eğer Wayne ailesi Judas kabilesi ile hazır olup Barbatos adamları harekete geçerse insanlığın hiçbirinin kaçacak yeri olmaycağını anlatır. Anlatım “Birinci adım gerçekleşen krizler oldu. Eğer bunları okuyorsan 2. adım başlamış demektir. Bu günlüğü en çok güvendiğim sana bırakıyorum. Kuş kabilesinden Yarasa kabilesine dönüşen: Wayne’lere. Umarım bu saklanmış günlüğü hiçbir zaman bulamazsın. Umarım her şeyde yanılmış olurum ve kabilelerin ilk rüyası gerçek olur. Sevgiler kaşif, dedektif Carter Hall.” Diye biter. Batman bunları okuduktan sonra anlar ki her şey doğrudur.

1cw035.jpg

Batman’i kendisini Sonsuzluğun Rüyası diye tanıtan ruh doğrular ve kabusun daha yeni başladığını söyler.

1cw036.jpg

İNCELEME

Mongul’un Savaş Ay’ındaki olaylar, diyaloglar çok güzel gelişti. Birliğin tam bir takım gibi çalışmaları, Flash’ın ve Hal Jordan’ın esprisi ile birleşince okunması çok güzel sayfalar verdi elimize. Batman’in yine zekasını konuşturduğu kurtulma planı ise muhteşemdi. Bana Voltron bir Justice League göreceğini söyleseler fikir hoşuma gitmezdi ama kesinlike beni yanılttılar. Tek üzüldüğün kısım çok kısa geçti. Belki o şekilde savaşmalarını ve kurtulmalarını biraz daha görebilirdik.

1cw016.jpg

Gotham’a döndükten sonra gelişen olaylar fazlasıyla mekanik olsa da Kendra sayesinde biraz daha anlaşılır oldu. Kendra’yı Hawkgirl olarak benimsediğim için sonrasında yaptığını hiç aklıma getirmedim açıkcası. Gayet güvenmiş bir şekilde sayfalarda ilerken her şeyin Wagon yani Wayne bağlanmış olması ve Kendra’nın Batman’e saldırması beni şaşırttı.

1cw030.jpg

Burada belirtmem lazım ama bu Wayne ailesini karanlık evrenin askerleri olma durumu hoşuma gitmedi. Sanırım Batman’i ailesi ölen bir çocuğun kendini yetiştirip bir kara şövalye olmasıyla sevdiğim için. Bence Batman veya Bruce Wayne 50 bin yıl öncesine dayanan bir efsanenin, mitlerin karşılığı olmamalı. Bu tür mistik hikayeler farklı bir gezegenden gelen Superman ve Wonder Woman gibi karakterlere daha çok oturuyor. Batman bizim çok iyi dövüşen dedektifimiz olmalı bana kalırsa. DC’nin büyük Justice League eventlerini Batman üzerine bilerek kurduğunu düşünüyorum. Animasyon filmlerinde de yaptığı gibi Batman üzerine oynayarak ilgiyi artırıyor. Evet Tower of Babel gibi hikayeler ile karşımıza çok güzel şeyler çıktı fakat orası Batman’e de oturan bir hikayeydi. Belki ön yargılı davranıyorum, karşımıza çok güzel bir hikaye çıkar fakat ben şu an için hikayenin temeline ısınamadım.

CADDE NOTU: 8/10

 

 

Sıradan Dünyanın Fantastik Cadde'si!